Menü
Üye İşlemleri
Kullanıcı adı
Şifre
Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha
E-Mail Bülteni
Ad, Soyad:
E-Mail:
    

KENDİMİZİ BULMAK - Ayşe AYKUT

KENDİMİZİ BULMAK

Yazar: Ayşe AYKUT |  Tarih:11 / 2 / 2012


        ……..    

        Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını kendimi bulduğumda anladım
        Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, kendi yolumu çizdiğimde anladım
        Bir tek yaşanılarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak dinleyerek değil;
        Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.
        ……


        Filiz Toplu arkadaşımızın siteye gönderdiği Can Yücel şiirini okuyunca, buraya alıntı yapmadan edemedim.

        Hissedip anlatamadığımız duyguları mısralarda paylaşmak çok güzeldi.

        İnsanın kendini bulması için önce kaybolması gerekirmiş.

        Arınma yoluyla nihai mertebeye ulaşma esasına dayalı birçok din ve kültür anlayışı bu tespitle örtüşür. Bu inanışlarda, her türlü istek ve duygulardan kurtulup ben'i ortadan kaldırarak yüksek ruh durumuna erişmektir insanın kendini bulması.

        Aynı temel ilkeden yola çıkan varoluşçuluk felsefesi, kendini bulma noktasında bireyi öne çıkarır, zihinsel varlığımızı  seçimlerimizle yeniden oluşturarak kendimize doğru yol alacağımızı savunur.

        Doğduğumuzda çırılçıplak ve benzerizdir. Görünüşümüz öyledir de her birimiz fiziksel farklılık ve biyolojik donanımlarla var olduk. Süregelen insanlık tarihinin herhangi bir zaman diliminde, seçmediğimiz bir coğrafyada yaşama fırlatıldık. Başka bir ülkede veya farklı bir ailede de hayata gelmiş olabilirdik...Tüm bu akıl yürütmeler, değişmez özelliklerimiz üzerine edindiğimiz kazanımların mutlak olmadığını, bir çok kişilik ihtimalimizi ıskaladığımızı fark ettirir bize..

        Doğumdan itibaren ihtiyaçlarımızı büyüklerimiz karşılar, hakkımızdaki kararları onlar verir. Seçim yapacak bilincimiz oluştukça, tercihlerimizi dile getiririz... Listede ne varsa, onlardan birini seçerek tabi... Kıyafet problemine benzer bu. Dolapta ne varsa onlardan bir kombinasyon yaratırız. Bilmediğimiz, görmediğimiz, ulaşamadığımız ne kıyafetler vardır aslında.. Düşünceler de böyle giydirilir insana. Önce ailemizin geleneksel anlayışına, sonra yakın çevremizin baskılarına, ideolojik eğitim sistemlerine göre şekillenmiş benliğimizle gözlerimizi açarız veya açamayız.

        İnsanlar nasıl eğitilirse, o kalıba girerler.

        Oysa hayat, doğrularımızı test eden bir laboratuvardır.

        -Ben bunu böyle bilmiyordum.
        -Seni yanlış tanımışım.
        -Başka türlü düşünenler de varmış...

Dedirten sonuçlarla karşılaştıkça, kalıpların dar geldiğini fark ederiz. Farkında olmanın ardından sorgulama ve arayışlar başlar.

Sonraki kazanımlarımızı, zihnimizdeki eski kaydıyla mukayese ederek, bilincimizden süzerek ediniriz. Yeniden yapılanmadır bu. Kendimize doğru yol alıştır.

        Okulumuzda Öğretim Metodu dersi, öğrenmenin tarifiyle başlıyordu.
        Öğrenme, davranışların değişmesidir diye..

        Davranışı sadece bedensel hareket olarak algıladığımızda, bu tarifin içi dolmaz. Her şeyin düşünceyle başlaması; algılarımızı, ilişkilerimizi düşüncelerimizin yönlendirmesidir öğrenme. Bilgiye ulaşmak... Öğrenmek... Değişmek..  Bizi kendimize götürür.
   
        Gezerken Kayboldum.. Bir gezi kitabının adı bu. Çok seyahat eden biri olarak bu başlıkta kendimi buldum. Gördüğünüz her coğrafyada, tanıdığınız her kültürde fark ettiğiniz her ayrıntıyı bir veri olarak alıp, kaybolduğunuzu zannettiğiniz noktada mukayese yöntemiyle kendinizi buluyorsunuz.

        İnsan en çok kalabalıklar arasında kaybolup kendine döner.

        Hiç tatmadığınız bir meyvenin tadını tarif edebilir misiniz?... Aynı şekilde insan, kendisinde olmayanı tanımlayamaz. İletişim içinde olduğumuz insanlara yakıştırdığımız her sıfat, bizim özelliklerimizden biridir. Karşısındakinin davranışını, kıskançlığı yoğun olarak yaşamayan birisi, kıskançlıkla açıklamaz mesela... Yalan söyleme alışkanlığı olan birisi, başkalarının da yalancı olduğunu düşünür.

        "Kişi karşısındakini kendi gibi bilir" demiş büyüklerimiz.. Yüzyılların birikmiş bilgeliği ile... Baktığımız herşeyde, karşımızdaki insanda kendimizi görür, başkaları ile ilgili yorum yaparken kendimizi anlatırız aslında...

        Düşünmek, öğrenmek ve değişmek, her insanı aynı yöne değil, kendi yoluna götürüyor.

        Orası da, huzur bulduğumuz, kendimizi rahat hissettiğimiz konum oluyor.

        Kendi yolumuzda, farklılığımızın bilincinde, kimliğimizle barışık olmak; başkalarını anlamamızı kolaylaştırır. Farklılıklara karşı hoşgörümüz gelişir. Çok kültürlü toplum yapısıyla ilgili sosyolojik değerlendirmelerde kullanılan bir benzetme vardır. Bütün farklı gurupları sebze çorbası yapar gibi bir potada eritip, homojen bir yapıya dönüşüm tahmin edilirken; gerçeklerin salata tabağı görüntüsünde yaşandığı ortaya çıkar. Her grup farklılığını tat olarak karışıma katıp, salata uyumuyla bir arada olabilir ancak. Çünkü kendini ifade edebilen, dolayısıyla rahat olan insanlar veya kimlikler, etraflarına sıkıntı vermez.

        Kendi yolunuzda, sevgiyle kalın....    
    




Paylaş: Facebook  Twitter  Stumbleupon  Delicious  Google
Yazarın diğer yazıları

İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal