

HAVA SOĞUK AMA - Zehra ÜNÜVAR

HAVA SOĞUK AMA
Yazar: Zehra ÜNÜVAR |
Tarih:25 / 1 / 2012
Kıyı Ege, soğuğa pek alışık değildir. Kar deseniz, çok uzun aralıklarla yağar da, yerleri tutmaz çoğu zaman. Dağlardaki karları uzaktan izleriz; bize kadar ulaşan soğuklardan yakınırız. Meraklısı, yollara düşer, karlı yaylalara dek gider gelir.
Bir haftadır epey ayaz oldu. Televizyondaki kar görüntülerine bakarken bile üşüdük. Bizim bahçedeki havuzun suyu donmuş. Üstü cam gibi parlayan suda, serçeler gezindi. Bir saksağan, havuza su akıtan küçük gözlerde birikmiş suyu bulabilmek için uğraştı. Gagası ile vura vura, buzu kenarından açtı. Çok susamış. Zevkle su içti. Ardından da küçük kuşlar sıraya girdiler. Ben de her zamanki gibi, kırmızı koltuğumda oturarak onları izledim.
Bu yıl, limon ağaçları meyveden yıkılıyor. Limonlar don tutacak diye korktuk ama, ağaçlar kendini savundu. Zamanı gelince toplar, ilaçlar, kaldırırız. Yazın bol bol limonatalık limonumuz olur. Konu komşuya da yeter.
Böyle, evlere kapanıp kalınca arkadaşlarımı, hısım akrabayı aramayı pek severim. Yani, havanın içe kapandığı günlerde içe kapanmamak için bulduğum güzel bir yöntem bu. Evinden çıkmaya korkan komşuları da kahveye çağırırım; dışarı çıkmaları için kışkırtırım. Çocuklar sıkı sıkı tembih etseler de işe yaramaz; alır başımı çarşıya giderim.
Kalın giyindim. Mantom kalın. Kulaklarımı da atkıyla örttüm. Çarşıya çıktım. Önce spor salonuna uğradım. Oradaki çalışmam bir saati geçiyor çoğu zaman. Sonra, arkadaşlarla kısa bir söyleşi; bir dostluk kahvesi ya da çayı. Kim korkar soğuktan(!)
Eve giderken sıcacık kestane kebap alınmaz mı? Ben de yüzer gramlık üç kesekâğıdına koydurdum. İkisini çantama koydum; birini elimde tutuyorum. Hem yürüyeceğim; hem de yiyeceğim. Karşılaştığım tanıdıklara da uzatırım birer tane. Ama hanımların çoğu, yolda yürürken kestane yemeye utanıyor. İçi giderek teşekkür ediyorlar; almıyorlar. Keyifleri bilir. Sıcaklığı elimden gönlüme giden kestaneleri, içimdeki çocuk Zehra ile yiyerek ilerliyorum.
Şehir otobüsünde bana yer veren delikanlıya verdim bir tane. Son durağa doğru üç kişi kaldık. Baktım, zaten benim kesekâğıdında da üç tane kalmış. Biri, karnesini kucağına koymuş güzel bir kıza gitti; biri de şoföre. Son kestaneyi, ikisine göstererek ‘bunu da ben eve kadar yavaş yavaş yerim’ dedim. Güldüler.
Bolu ile ilgili kar görüntülerini, haberleri izlerken, çocukluğumun dondurucu soğukları geldi aklıma. Yatakhaneler hiç ısınmazdı. Kat kat giyinip de yatardık. Pek çok arkadaş, battaniyelerini birleştirir iki kişi yatarlardı. Ben, kimseyle yatamazdım. Soğuktan titreyerek sabahı yapar; sessizce ağlardım.
Şimdi düşünüyorum da, biz, yalnızca anne karnına düşerken değil, yaşamda da doğal seleksiyon sınavını başarı ile geçmiş kişileriz. Yoksa, o koşullarda hastalanıp da yok olmamız işten bile değildi. Hasta olsak ne olacaktı ki? Hangi yakınmayla gidersen git, ilacın adı ayni: Penipastil! Ne mucize bir ilaçtı o! Sanırım, bu durumu en çabuk gözlemleyip kabullenen çocuklardan biri de bendim. Öğrenciliğim boyunca hiç revirde yatmadım; doktora da gitmedim.
Şimdi hemen hemen her kanalda yemek tarifi veren programlar var. Ege otları da epey ün saldı. Ben de doğma büyüme Egeli olarak otlara düşkünümdür. Bahçeyi dolaşıp da otların ölmediğini görünce pek sevindim. Aslında, baharda çıkması gereken pek çok ot, havaları güzel görüp yeşermişti. Şu yabani otlar dayanıklı oluyor. Ölmemişler. Isırganlı börek, ebegömeci kavurması, hardal salatası, kışın hatırlı yemekleri olan nohut ile kuru fasulyeyi sofrada yalnız bırakmaz.
Havalar soğuk ama gönlüm sıcacık doğrusu. Köşemi okuyan kardeşlerimin notlarını okudum sevindim. Yazar kardeşlerimin yazılarını okudum sevindim. Uzaktan uzağa sizi de kışkırtıyorum şimdi. Haydi bir arkadaşınıza telefon edin, çıkın karda dolaşın biraz. Yeni közlenmiş kestane alın siz de. Yeni kavrulmuş leblebi de olur. Avucunuzdaki sıcaklıkla, gönlünüzün sıcaklığını birleştirin yürüyün.
Sevgiler hepinize…
Zehra Ünüvar
İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal